DOĞADAKİ
MİMARLAR
Bir
çita koşmak için tasarlanmış mükemmel bir iskelet sistemine ve kaslara
sahiptir. Usta bir uçucu olan kartal, dünyanın en iyi aerodinamik
tasarımıyla yaratılmıştır. Balıklar, suda yüzmek için yaratılmış
özel bir deri yapısına ve vücut sistemlerine sahiptir. Canlı bedenlerindeki
bu kusursuz tasarımlar, her canlı türünün Allah tarafından yaratıldığını
bize hatırlatır. Ancak kusursuz bir bedene sahip olmak yetmez, aynı
zamanda hayvanının bu bedeni nasıl kullanacağını da bilmesi gerekir.
Bir kuşun kanatları, ancak onlarla uçmayı, süzülmeyi ve yere inmeyi
kusursuzca başardığı zaman işe yarar.
Nitekim
her canlı, içinde bulunduğu doğal şartlar için en uygun davranışları
gösterir. Hayvanlar sanki bu dünyaya eğitilmiş de gelmiş gibidirler.
Bu eğitimin en şaşırtıcı örneği ise, büyük bir ustalıkla inşa ettikleri
yuvalardır.
Yaban
arılarının kendi ürettikleri çamur ile yaptıkları çömlek evler,
barajlar inşa eden kunduzlar, mükemmel ağlar ören örümcekler, denizaltında
dayanıklı yuvalar kuran balıklar, özel havalandırma tesisatı bulunan
kuleler inşa eden termitler doğadaki mimarlardan sadece birkaçıdır.
İlk olarak örümceklerin inşaatlarına bakalım:
Örümceklerin
Mimari Harikası Ağları
Örümcekler
inşaatlarını kendi bedenlerinden salgıladıkları ipek ağlarla yaparlar.
Örümcek ipi, aynı kalınlıktaki çelikten tam 5 kat daha sağlamdır.
Havada hızla uçan büyük sinekler bile, örümcek ağının sağlam ve
esnek tuzağından kurtulamaz.
Karadul
örümceğinin ağında bir de yapışkan damlalar bulunur. Bu ağlara yakalanan
bir avın kendini kurtarması imkansız gibidir. Örümceğin ağı, yapışkan,
esnek ve şaşırtıcı derecede sağlamdır. Örümcek için bir tuzak oluşturmanın
ötesinde, aslında bu ağ onun vücudunun bir uzantısıdır. Örümcek
ağa takılan her türlü canlının titreşimlerini hisseder ve onu gecikmeden
yakalar.
 |
| Soldaki
resimde örümcek ağları örnek alınarak yapılan Münih Olimpiyat
Stadyumu, Sağdaki resimde Denver'da bir havaalanı görülmektedir.
|
Ağın
üretildiği yer ise örümceğin arka kısmıdır. Özel bir organdan salgıladığı
ipliği bacaklarıyla tutup çeker. İpliğin üzerindeki yapışkan damlalar,
aslında yumak halindeki iplik demetleridir. Gerektiğinde bunlar
açılır ve ağ kolaylıkla esner.
Örümceğe
bu mimari harikayı inşa ettiren de, kuşkusuz Allah'ın bu canlıya
verdiği ilhamdır.
Kağıttan
Yuvalar Yapan Yaban Arıları
Mimarlık
yeteneğiyle ünlü bir diğer canlı, yaban arısıdır. Yaban arısının
bu türü, tahta parçalarını kemirir ve bunları kullanarak ağzında
selüloz, yani kağıt üretir. Sonra da bu özel üretim kağıdı kullanarak,
kendisine yuvarlak bir ev inşa eder.
Tavana
yapıştırdığı bu kağıttan yuvanın içinde, aynı balarıları gibi altıgen
petekler yapar. Her altıgen peteğin tavanına, bir yumurta yapıştırır.
Yaklaşık üç hafta sonra yumurtalardan larvalar çıkar. Larvalar şaşırtıcı
bir bilinç göstererek, annelerinin açık bıraktığı peteklerin ağzını
örerler. Ve böylece ağırlıkları yüzünden aşağı düşmekten kurtulurlar.
Bir kaç hafta daha büyüdükten sonra yetişkin arılar olarak peteklerinden
çıkarlar.
Yavru
arılar, hiç vakit kaybetmeden hayata atılırlar. Yapmaları gereken
her iş, onları yaratan Allah tarafından kendilerine ilham edilmiştir.
Yavrular
annelerinin başlattığı inşaatı büyütürler. Sonunda ortaya oldukça
büyük bir koloni çıkar. Arıların yuvası artık çok katlı bir apartmandır.
Burada doğan her yaban arısı, kendisine verilen ilhama harfiyen
uyacaktır.
Becerikli
Çömlek Ustası
Çömlekçi
yabanarısı nemli toprağı ağız salgısı ile karıştırarak yapışkan
bir çamur üretir. Ürettiği bu çamuru kullanarak da son derece düzgün
çömlekler yapar. Aynen insanların kullandığı çömlek yapım tekniğinde
olduğu gibi, sürekli dönerek çamuru şekillendirir. Çömlek bittiğinde
en üstüne ağız kısmını eklemeyi de ihmal etmez. Herşey tamam olunca,
arı vücudunun arkasını ağız kısmına getirir ve içeriye bir yumurta
bırakır. Çömleğe biraz besin malzemesi de ekledikten sonra, ağzını
mühürler ve uçup gider. Yumurtadan çıkan larva, bir süre sonra çömleği
kırıp dışarı çıkacak ve hayata tek başına adım atacaktır.
Dışarı
çıkan yavrular, hiç bir eğitim almadan, aynen anneleri gibi kusursuz
çömlekler inşa etmeye başlarlar. Sahip oldukları bu mükemmel el
sanatı, onları yaratmış olan Allah tarafından kendilerine ilham
edilmiştir.
Sonuç
Burada
sadece birkaç örneğini gördüğümüz doğadaki usta mimarlar, şaşırtıcı
mimari eserleri ile aslında kendilerini yaratan Allah'ın onlara
verdiği yetenekleri bize tanıtırlar. Tüm canlıları yaratan ve onlara
davranışlarını ilham eden yüce Allah'tır. Bir Kuran ayetinde, Allah'ın
canlılar üzerindeki hakimiyeti şöyle açıklanır:
Göklerde
ve yerde bulunanlar O'nundur; hepsi O'na 'gönülden boyun eğmiş'
bulunuyorlar. (Rum Suresi, 26)
Allah'ın
verdiği ilham ve yeteneklerle mimari harikalar meydana getiren bir
başka canlı daha vardır ki, yeryüzünün en görkemli eserleri ona
aittir: Bu
canlı, insanoğludur.
Günümüzde
pek çok kişi bu gerçeğin farkında değildir. Ve insanların eserleri
karşısında, sadece bu insanlara hayranlık duyar. Oysa insana, bedenini,
duyularını, aklını ve hayalgücünü veren de, ona sanat ve estetik
duygularını ilham eden de, Allah'tır. İnsanoğlunun
eseri sanılan harikalar da, gerçekte Allah'ın sonsuz sanat ve bilgisinin
birer tecellisidir.
Bu
nedenle, gördüğümüz her türlü güzellik, estetik ve ihtişam karşısında,
hayran olmamız ve övmemiz gereken gerçek varlık, tüm bu kavramları
yaratan ve bunları yarattığı canlılara dilediği gibi ilham eden
Yüce Allah'tır. Övgünün Allah'a ait olduğu bir Kuran ayetinde şöyle
buyrulur:
Şu
halde övgü, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi Allah'ındır.
Göklerde
ve yerde büyüklük O'nundur. O, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet
sahibidir. (Casiye Suresi, 36-37)

|