| KURAN
MUCİZELERİ
Gerçekten O (Kur'an), alemlerin Rabbinin (bir)
indirmesidir.
(Şuara Suresi, 192)
Kuran'ın Bilimsel Mucizeleri
Index
KURAN'IN GELECEKLE İLGİLİ HABERLERİ
GİRİŞ
Kuran'ın mucizevi yönlerinden biri
de, ayetlerinde, gelecekte gerçekleşecek olan bazı olayların önceden
haber verilmiş olmasıdır. Gelecekle ilgili haber verilen bu olayların
zaman içerisinde gerçekleşmesi, Kuran'ın üstün ilim sahibi olan
Allah'ın sözü olduğunu kanıtlayan delillerdendir.
İlerleyen sayfalarda Kuran'da geleceğe yönelik
verilen haberlerden, gerçekleşmiş olanların bazılarına detaylı olarak
yer verilecektir.
BİZANS'IN GALİBİYETİ
Kuran'ın gelecek hakkında verdiği haberlerden biri
Rum Suresi'nin hemen başındaki ayetlerde yer alır. Bu ayetlerde
Bizans İmparatorluğu'nun bir yenilgiye uğradığı, ama çok kısa bir
zaman sonra tekrar galip geleceği şöyle bildirilmiştir:
Elif, Lam, Mim. Rum (orduları)
yenilgiye uğradı. "Dünyanın en alçak yerinde". Ama onlar, yenilgilerinden
sonra yeneceklerdir. Üç ile dokuz yıl içinde. Bundan önce de, sonra
da emir Allah'ındır. Ve o gün müminler sevineceklerdir. (Rum Suresi,
1-4)

Bizanslıların Perslere yenildiği savaşın gerçekleştiği
Lut Gölü havzası. Yukarıda bu bölgenin uydudan çekilmiş
fotoğrafı görülmektedir. Dünyanın en alçak bölgesi olan
Lut Gölü civarı deniz seviyesinin 395 metre altındadır.
|
Bu ayetler, Hıristiyan olan Bizanslıların,
putperest bir toplum olan Persler karşısında çok ağır bir yenilgiye
uğramasından yaklaşık 7 sene sonra, MS 620 civarında indirilmişti.
Ve ayetlerde Bizans'ın çok yakında galip geleceği haber veriliyordu.
Oysa o sırada Bizans o kadar büyük kayıplara uğramıştı ki, değil
tekrar galip gelmesi, ayakta kalması bile imkansız görülüyordu.
Yalnız Persler değil, Avarlar, Slavlar ve Lombardlar da Bizans Devleti'ne
karşı büyük tehdit oluşturmaktaydı. Avarlar İstanbul önlerine kadar
gelmişlerdi. Bizans Kralı Heraklius, ordunun masraflarını karşılayabilmek
için kiliselerdeki altın ve gümüş süs eşyalarının eritilip paraya
çevrilmesini emretmişti. Hatta bunlar da yetmeyince bronzdan heykeller
bile para yapımı için eritilmeye başlanmıştı. Pek çok vali Kral
Heraklius'a isyan etmiş, İmparatorluk parçalanma noktasına gelmişti.
Önceden Bizans toprağı olan Mezopotamya, Kilikya, Suriye, Filistin,
Mısır ve Ermenistan, putperest Perslerin işgali altına girmişti.
86

Üstte Lut Gölü'nün uydudan çekilmiş fotoğrafları görülmektedir.
Lut Gölü'nün rakımı ancak modern çağlardaki ölçümlerle
tespit edilebilmiştir. Bu tespitler doğrultusunda da "yeryüzünün
en alçak yeri"nin bu bölge olduğu ortaya çıkmıştır. |
Kısacası, herkes Bizans'ın yok olmasını bekliyordu. Ama tam bu dönemde,
Rum Suresi'nin ilk ayetleri vahyedildi ve Bizans'ın dokuz yıl geçmeden
yeniden galip geleceği haber verildi. Bu galibiyet öylesine imkansız
gözüküyordu ki, Arap müşrikleri Kuran'da haber verilen bu zaferin,
asla gerçekleşmeyeceğini düşünüyorlardı.
Fakat Kuran'ın tüm haberleri gibi
bu da hiç kuşkusuz gerçekti. Rum Suresi'nin ilk ayetlerinin indirilmesinden
yaklaşık 7 yıl sonra, MS 627 yılının Aralık ayında, Bizans ve Pers
İmparatorlukları arasında Ninova harabeleri yakınında büyük bir
savaş daha oldu. Ve bu kez Bizans ordusu, Persleri yenilgiye uğrattı.
Birkaç ay sonra da Persler işgal ettikleri yerleri Bizans'a geri
veren bir anlaşma imzalamak zorunda kaldılar. 87
Böylece Allah'ın Kuran'da bildirdiği "Rum'un zaferi",
mucizevi bir şekilde gerçek oldu.
Bu ayetlerde yer alan bir başka mucize de, o dönemde
kimsenin tespit etmesinin mümkün olmadığı coğrafi bir gerçeğin haber
verilmesidir.
Rum Suresi'nin 3. ayetinde, Rumlar'ın "Dünya'nın en alçak yerinde" yenildikleri
belirtilir. Arapçası "edna el-ard" olan bu ifade, bazı meallerde
"yakın bir yer" olarak da tercüme edilir. Ancak bu tercüme, orijinal
ifadenin tam karşılığı değil, mecazi bir yorumudur. "Edna" kelimesi
Arapçada "alçak" demek olan "deni" kelimesinden türemiştir ve "en
alçak" anlamına gelir. "Ard" ise yeryüzü demektir. Dolayısıyla "edna
el-ard" ifadesi de "yeryüzünün en alçak yeri" manasına gelmektedir.
Bazı tefsirciler söz konusu bölgenin
Araplara yakınlığını göz önünde bulundurarak kelimenin "en yakın"
anlamını tercih etmektedirler. Ancak kelimenin asıl anlamı, Kuran'ın
indirildiği dönemde bilinmesi mümkün olmayan çok önemli bir jeolojik
gerçeğe işaret etmektedir. Çünkü Dünya'nın en alçak yerini araştırdığımızda,
bu noktanın tam Bizanslıların yenilgiye uğradığı yer olan Lut Gölü
(Dead Sea) havzası olduğunu buluruz. 88
Bizans İmparatorluğu ile Persler
arasındaki savaşın gerçekleştiği söz konusu yer, Suriye, Filistin
ve şimdiki Ürdün topraklarının kesiştiği bölgede yer alan Lut Gölü
havzasıdır. Ve belirttiğimiz gibi deniz seviyesinden 395 metre aşağıda
olan Lut Gölü çevresi, yeryüzünün "en alçak" bölgesidir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Lut Gölü'nün
rakımının, yalnızca modern çağdaki ölçümlerle tespit edilmiş olmasıdır.
Daha önce hiç kimsenin Lut Gölü'nün Dünya'nın en alçak bölgesi olduğunu
bilmesi mümkün değildir. Ama bu bölge Kuran'da "yeryüzünün en alçak yeri" olarak
tanımlanmıştır. Bu bilgi, Kuran'ın Allah'ın sözü olduğunun bir başka
delilini oluşturmaktadır.
FİRAVUN'UN CESEDİNİN KORUNMASI
İlerleyen bölümlerde daha detaylı
değineceğimiz gibi, Firavun kendini ilah olarak kabul etmekte ve
Hz. Musa'nın Allah'a iman etmesi için yaptığı davetlere karşı iftira
ve tehditle karşılık vermektedir. Firavun bu kibirli tavrını ancak,
ölüm tehlikesi ile karşılaşıp suların altında kalacağını anlayana
dek sürdürmüştür. Kuran'da Firavun'un, Allah'ın azabıyla karşılaştığında,
hemen imana yöneldiği şu ayetle bildirilir:
Biz, İsrailoğulları'nı denizden
geçirdik; Firavun ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine
düştü. Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): "İsrailoğulları'nın
kendisine inandığı (İlahtan) başka İlah olmadığına inandım ve ben
de Müslümanlardanım" dedi. (Yunus Suresi, 90)
Ancak Allah Firavun'un böyle bir anda iman etmesini
kabul etmemiştir. Allah Firavun'un bu samimiyetsiz tavrını Kuran'da
şu ayetlerle bildirir:
Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri
isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın. Bugün ise, senden
sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yalnızca
bedeninle kurtaracağız (herkese cesedini göstereceğiz). Gerçekten
insanlardan çoğu, Bizim ayetlerimizden habersizdirler. (Yunus Suresi,
91-92)
Ayette Firavun'a ait cesedin gelecek
nesillere ibret olacağının bildirilmesi, cesedin "bozulmamış" olacağına
bir işaret olarak kabul edilebilir. Kuran'da 1400 sene evvelden
haber verildiği gibi, halen tarihsel bir belge olarak bulunan bir
ceset Kahire'deki Mısır Müzesi'nin Kraliyet Mumyaları Odasında sergilenmektedir.
Büyük bir ihtimalle, sular üstüne kapanıp boğulduktan sonra, Firavun'un
cesedi kıyıya vurmuş ve Mısırlılar tarafından bulunarak önceden
yapılmış olan mezarına götürülmüştür. 89
MEKKE'NİN FETHİ
Andolsun Allah, elçisinin gördüğü
rüyanın hak olduğunu doğruladı. Eğer Allah dilerse, mutlaka siz
Mescid-i Haram'a güven içinde, saçlarınızı tıraş etmiş, (kiminiz
de) kısaltmış olarak (ve) korkusuzca gireceksiniz. Fakat Allah,
sizin bilmediğinizi bildi, böylece bundan önce size yakın bir fetih
(nasib) kıldı. (Fetih Suresi, 27)
Peygamber Efendimiz, Medine'de iken gördüğü bir
rüyasında, müminlerin güven içinde Mescid-i Haram'a girdiklerini
ve Kabe'yi tavaf ettiklerini görmüş ve müminleri bu haberle müjdelemişti.
Çünkü, Mekke'den Medine'ye hicret eden müminler, o zamandan beri
Mekke'ye gidemiyorlardı.
Allah, Peygamberimiz (sav)'e katından bir yardım
ve destek olarak Fetih Suresi'nin 27. ayetini vahyetmiş ve rüyasının
doğru olduğunu eğer Allah dilerse müminlerin Mekke'ye girebileceklerini
bildirmiştir. Gerçekten de, bir süre sonra, önce Hudeybiye Barışı
ve ardından gelen Mekke'nin fethi ile, Müslümanlar aynı ayette bildirildiği
gibi güven içinde Mescid-i Haram'a girmişlerdir. Böylece Allah,
Peygamber Efendimizin önceden haber verdiği müjdenin gerçek olduğunu
göstermiştir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken
önemli bir nokta vardır. Fetih Suresi'nin 27. ayetine dikkat edilirse,
Mekke'nin fethinden önce gerçekleşecek bir başka fetihten daha söz
edildiği görülecektir. Nitekim ayette haber verildiği gibi Müslümanlar,
önce Yahudilerin elinde bulunan Hayber Kalesi'ni fethetmişler, daha
sonra da Mekke'ye girmişlerdir. 90
Mekke'nin fethinin müjdelendiği diğer ayetlerden
bazıları ise şöyledir:
Onlara karşı size zafer verdikten
sonra, Mekke'nin göbeğinde ellerini sizden ve sizin de ellerinizi
onlardan çeken O'dur. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. (Fetih
Suresi, 24)
Şüphesiz, Biz sana apaçık bir
fetih verdik. Öyle ki Allah, senin geçmiş ve gelecek (her) günahını
bağışlasın, üzerindeki nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir
yola yöneltsin. Ve Allah, sana 'üstün ve onurlu' bir zaferle yardım
etsin. (Fetih Suresi, 1-3)
İsra Suresi'nin 76. ayetinde ise, inkarcıların
da Mekke'de kalamayacakları şöyle bildirilmiştir:
Neredeyse seni (bu) yerden
(yurdundan) çıkarmak için tedirgin edeceklerdi; bu durumda kendileri
de senden sonra az bir süreden başka kalamazlar. (İsra Suresi, 76)
Peygamberimiz (sav) Hicret'in 8. yılında Mekke'ye
girerek bu şehri fethetmiştir. İki sene sonra da, Allah'ın Kuran'da
bildirdiği gibi inkarcılar Mekke'den çıkmışlardır. Burada önemli
olan bir başka nokta ise şudur: Peygamber Efendimiz müminlere bu
müjdeleri verdiğinde, mevcut durum hiç de bu yönde değildir. Hatta,
koşullar tam aksini göstermekte, müşrikler müminleri kesinlikle
Mekke'ye sokmamakta kararlı görünmektedirler. Bu ise, kalbinde hastalık
olanların, Peygamber Efendimizin söylediklerine şüphe ile bakmalarına
neden olmuştur. Ancak Peygamberimiz (sav) Allah'a güvenerek, insanların
ne diyeceklerini hiç önemsemeden, Allah'ın kendisine bildirdiğine
iman etmiş ve bunu insanlara açıklamıştır. Söylediklerinin yakın
bir gelecekte gerçekleşmesi de Kuran'ın önemli bir mucizesidir.
İSRAİLOĞULLARI'NIN KİBİRLİ
YÜKSELİŞLERİ
Kitapta İsrailoğulları'na şu
hükmü verdik: "Muhakkak siz yer(yüzün) de iki defa bozgunculuk çıkaracaksınız
ve muhakkak büyük bir kibirleniş-yükselişle kibirlenecek-yükseleceksiniz.
Nitekim o ikiden ilk-vaid geldiği zaman, oldukça zorlu olan kullarımızı
üzerinize gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar.
Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdü. Sonra onlara karşı size
tekrar 'güç ve kuvvet verdik', size mallar ve çocuklarla yardım
ettik ve topluluk olarak sizi sayıca çok kıldık. (İsra Suresi, 4-6)
İsra Suresi'ndeki bu ayetlerde bildirildiği gibi,
İsrailoğulları yeryüzünde iki kez bozgunculuk çıkaracaklardır. Bunlardan
ilk "bozgun ve kibirli yükseliş"lerinin ardından, Allah onların
üzerine güçlü bir ordu gönderdiğini bildirmektedir. Gerçekten de
İsrailoğulları, Hz. Yahya'yı öldürdükleri ve Hz. İsa'yı öldürmek
için tuzak kurdukları dönemin, yani kibirli yükselişlerinin ve bozgunculuklarının
hemen ardından, MS 70 yılında, Romalılar tarafından Kudüs'ten sürülmüşlerdir.
MS 70 yılında Filistin'den sürülmelerinin ardından
Yahudiler tüm dünyaya yayılmışlardır. Peygamber Efendimize bu ayet
vahyedildiği zaman da, Yahudiler çeşitli ülkelerde dağınık şekilde
yaşamaktaydılar ve bir devletleri bulunmamaktaydı. Ancak Allah ayetlerde
İsrailoğulları'na tekrar güç vereceğini haber vermiştir.

Peygamber Efendimizin hayatta olduğu dönemde oldukça
uzak ve zor bir ihtimal olarak görünen bu olay, daha sonra tam olarak
gerçekleşmiştir. Yahudiler, Filistin'e geri dönmüşler ve 1948 yılında
İsrail Devleti'ini kurmuşlardır. İsrail'in günümüzdeki siyasi ve
askeri gücü ve sahip olduğu ırkçı siyonist ideoloji nedeniyle yine
Ortadoğu'da estirdiği terör ise bilinen bir gerçektir.
İsrailoğulları ile ilgili olan bu ayette ve diğer
ayetlerde önemli olan noktalardan biri, o dönemde imkansız görünen
ve olmasına dair hiçbir gelişme veya ipucu bulunmayan olayların,
ileride gerçekleşeceğinin haber verilmesidir. Elbette tüm bunlar,
Kuran'ın bir mucizesidir.
UZAYIN KEŞFİ
İnsanların uzayı araştırmaları ve
keşfetmeleri 4 Ekim 1957'de Sovyet uydusu Sputnik'in uzaya fırlatılmasıyla
başladı. Dünya yörüngesinden çıkan ilk insan, Sovyet kozmonot Yuri
Gagarin oldu. İnsanların Ay'a ayak basması ise 20 Temmuz 1969'da
Amerikalıların gerçekleştirdiği Apollo 11 seferiyle oldu.
Nitekim Kuran'da 1400 sene önce insanların böyle
bir alanda gösterecekleri gelişmelere ve uzaya çıkışın mümkün olabileceğine
işaret edilmektedir. Allah bu konuya Kuran'da şu ayetle dikkat çekmektedir:
Ey cin ve ins toplulukları,
eğer göklerin ve yerin bucaklarından aşıp-geçmeye güç yetirebilirseniz,
hemen aşın; ancak 'üstün bir güç (sultan)' olmaksızın aşamazsınız.
(Rahman Suresi, 33)
Ayette "üstün bir güç" olarak çevrilen, Arapça
"sultan" kelimesi "huccet, burhan, güç, kuvvet, hüküm, kanun, yol,
otorite, izin, ruhsat verme, meşru kılma, delil" gibi anlamlara
gelmektedir.
Dikkat edilecek olursa, yukarıdaki ayetle insanların
göklerin ve yerin derinliklerini hiç geçemeyecekleri değil, fakat
ancak üstün bir güç ile geçebilecekleri vurgulanmaktadır. Nitekim
20. yüzyıldaki üstün teknoloji sayesinde Allah'ın Kuran'da bildirdiği
bu durum gerçekleşmiştir.
MODERN ULAŞIM ARAÇLARI
Onlara binmeniz ve süs için atları,
katırları ve merkebleri (yarattı). Ve daha sizlerin bilmediğiniz
neleri yaratmaktadır? (Nahl Suresi, 8)
Yukarıdaki ayette ulaşım aracı olarak sayılan hayvanların
dışında, insanların bilgi sahibi olmadıkları ulaşım araçlarının
da olacağına dikkat çekilmektedir. Aşağıdaki ayette ise gemi gibi
toplu taşıma araçlarının olacağına işaret edilmektedir:
Onların soylarını dolu gemilerde
taşımamız da kendileri için bir ayettir. Ve onlar için binmekte
oldukları bunun benzeri (nice) şeyleri yaratmamız da. (Yasin Suresi,
41-42)
UÇAK TEKNOLOJİSİ
Süleyman için de, fırtına biçiminde
esen… rüzgara (boyun eğdirdik)
ki, kendi emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi.
Biz herşeyi bilenleriz. (Enbiya Suresi,
81)
Yukarıdaki ayetten anlaşıldığı üzere Allah, rüzgarı,
Hz. Süleyman'ın emrine vermiş ve çeşitli işlerinde bir araç olarak
kullanmasına imkan sağlamıştır. Bu ayetle, Hz. Süleyman döneminde
olduğu gibi, gelecekte de rüzgar enerjisinin, teknolojide kullanılacağına
işaret ediliyor olması muhtemeldir.
Süleyman için de, sabah gidişi
bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik)...
(Sebe Suresi, 12)
Yukarıdaki ayette yer alan "… sabah gidişi
bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik)…"
ifadesi ile de Hz. Süleyman'ın çeşitli bölgeler arasında hızlı bir
şekilde hareket ettiğine dikkat çekiliyor olabilir. Hz. Süleyman,
kendi döneminde, günümüzdeki uçak teknolojisine benzer bir teknolojiyi
kullanıp, rüzgarla hareket eden vasıtalar meydana getirmiş ve bunlar
aracılığıyla birbirine uzak mesafeleri kısa sürede almış olabilir.
Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir.
Dolayısıyla yukarıdaki ayetlerle, günümüzdeki yüksek
uçak teknolojisine dikkat çekiliyor olması muhtemeldir.
GÖRÜNTÜ NAKLİ
Kendi yanında kitaptan ilmi olan
biri dedi ki: "Ben, (gözünü açıp kapamadan) onu sana getirebilirim."
Derken (Süleyman) onu kendi yanında durur vaziyette görünce dedi
ki: "Bu Rabbimin fazlındandır, O'na şükredecek miyim, yoksa nankörlük
edecek miyim diye beni denemekte olduğu için (bu olağanüstü olay
gerçekleşti)... (Neml Suresi, 40)
Ayette "kendi yanında kitaptan ilmi olan biri"
olarak söz edilen kişi, Hz. Süleyman'a Sebe Melikesi'nin tahtını
"gözünü açıp kapayana kadar", yani çok kısa bir sürede getirebileceğini
söylemektedir. Sebe Melikesi'nin tahtının getirilmesinin günümüzde
kullanılan görüntü nakline ait yüksek bir teknolojiye işaret etmesi
mümkündür. Konuyla ilgili bir başka ayet ise şöyledir:
Cinlerden ifrit: "Sen daha makamından
kalkmadan, ben onu sana getirebilirim, ben gerçekten buna karşı
kesin olarak güvenilir bir güce sahibim." dedi. (Neml Suresi, 39)
Günümüzde yazı, resim, film gibi her türlü bilginin
internet teknolojisiyle birkaç dakika, hatta birkaç saniye içinde
çok uzun mesafeler katetmesi mümkün olmaktadır. Örneğin Sebe Melikesi'nin
tahtının hızla uzak bir mekana gönderilmesinin anlatılmasıyla, böyle
bir işlemin (örneğin bir tahta ait üç boyutlu görüntünün veya resmin
gönderilmesinin) internet kanalıyla göz açıp kapayana kadar mümkün
olacağına da dikkat çekiliyor olabilir. Nitekim 17 Temmuz 2002'de
CNN haber kanalınında yer alan bir haberde, Canberra'daki Ulusal
Avustralya Üniversitesi fizikçilerinden oluşan bir ekibin, bir lazer
ışınını parçalayıp, birkaç metre öteye "ışınladıkları" bildirildi.
Ekip başkanı Ping Koy Lam'ın ise henüz maddeyi ışınlamayı başaramadıklarını,
fakat bunun imkansız olmadığını ve atom halindeki katı maddelerin
3 ile 5 yıl içinde ışınlanmasının mümkün olabileceğini söylediği
bildirildi.
ELEKTRİK KULLANIMI
... Erimiş bakır madenini ona sel
gibi akıttık... (Sebe Suresi, 12)
Allah'ın Hz. Süleyman'ın emrine verdiği büyük nimetlerden
biri "erimiş bakır madeni"dir. Bu ayeti, farklı şekillerde yorumlamak
mümkündür.
Erimiş bakırın kullanılması ile, Hz. Süleyman döneminde
elektrik kullanılan yüksek bir teknolojinin varlığına da işaret
ediliyor olabilir. Bilindiği gibi bakır, elektriği ve ısıyı en iyi
ileten metallerden biridir ve bu yönüyle elektrik sanayiinin temelini
oluşturmaktadır. Dünyada üretilen bakırın önemli bir bölümü elektrik
sanayiinde kullanılmaktadır.
Ayette geçen "sel gibi akıttık" ifadesi de elektriğin
çok geniş alanlarda kullanılabileceğine işaret ediyor olabilir.
(En doğrusunu Allah bilir.)
TEKNOLOJİDE KARINCA ORDUSU
Nihayet karınca vadisine geldiklerinde,
bir dişi karınca dedi ki: "Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza
girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp-geçmesin."
(Neml Suresi, 18)
Üstteki ayette "Karınca vadisi" denen özel bir
yere ve özel karıncalara dikkat çekilmektedir. Hz. Süleyman'ın,
karıncaların kendi aralarındaki konuşmalarını duymasında da, bilgisayar
teknolojisinde yaşanacak olan gelişmelere yönelik bazı dikkat çekici
işaretler bulunuyor olabilir. Günümüzde "Silikon Vadisi" terimi
teknoloji dünyasının merkezini ifade etmektedir. Hz. Süleyman kıssasında
da bir "karınca vadisi"nden bahsedilmesi son derece manidardır.
Allah bu ayetle gelecekte yaşanacak olan ileri bir teknolojiye dikkat
çekiyor olabilir.
Ayrıca günümüzde karıncalar ve bazı böcek türleri
yüksek teknoloji alanında yoğun olarak kullanılmaktadır. Bu canlılar
örnek alınarak geliştirilen robot projeleri, savunma sanayinden
teknoloji alanına kadar pek çok alanda hizmet vermeyi amaçlamaktadır.
Ayette bu gelişmelere de işaret ediliyor olabilir.
Mini Teknolojideki Son Gelişme:
Robot Karınca Ordusu
Karıncalar örnek alınarak geliştirilen projelerin
en ünlüsü, farklı ülkelerde birbirinden bağımsız olarak yürütülen
"Robot Karınca Ordusu Projeleri"dir. Örneğin Virginia Polytechnic
Institute ve Virginia State Üniversitesi tarafından yapılan bir
araştırma küçük, ucuz ve basit robotların geliştirilmesini hedeflemektedir.
Amaç, hepsi fiziksel olarak birbirinin aynısı olan bu robotlardan
bir robot ordusu oluşturmaktır. Proje yetkilileri bu robotların
kullanışlı olmalarının nedenini şu şekilde açıklamaktadırlar: "Grup
şeklinde hareket etmeleri, koordinasyon içinde, bir takım gibi fiziksel
işleri yerine getirmeleri ve ortaklaşa karar almaları". Bu robot
ordularının tüm mekanik ve elektrik tasarımları bir karınca topluluğunun
davranışları göz önüne alınarak tasarlanmıştır. Böcek olan eşlerine
benzerlikleri nedeniyle kendilerine "karınca ordusu" robotları denmektedir.
"Karınca ordusu" robot sistemi, başlangıçta bir
"materyal taşıma sistemi" olarak tasarlanmıştır. Bu senaryoya göre
birçok küçük robot ortaklaşa cisimleri kaldırıp nakletmek için görevlendirilecekti.
Daha sonra farklı görevlerde de kullanılmalarına karar verildi.
Konuyla ilgili bir yayında, bu robotların
ne amaçla kullanılacağı şu şekilde tarif edilir:
Nükleer ve tehlikeli madde temizliği,
madencilik (malzeme çıkartma ve kurtarma), mayın temizleme, istihbarat
ve nöbet, gezegen yüzeylerinin araştırılması ve kazı. 91
Karınca robot teknoloji konusunda uzman olan Israel
A. Wagner tarafından İsrail parlamentosuna sunulmuş olan bir raporda
ise, karınca robot projeleri şu şekilde tarif edilmektedir:
Karınca-robotlar ortak bir hedefi gerçekleştirmek
için tasarlanmış fiziksel varlıklardır. Bunların çok sınırlı enerji
kaynağı kullandıkları ve çalışma alanlarında birçok izler bırakarak
iletişim kurdukları görülüyor. İşlerin bu robotlar arasındaki dağılımı,
ya merkezi kontrol sağlayan ve diğer ajanlara talimat gönderen bir
birey tarafından gerçekleştirilebilir ya da bireylerin önceden itaat
etmeleri koşuluyla verilen bir görevin tamamlanması da sağlanabilir.
Üçüncü bir yol ise, iş sırasında
bu iş birliğinin doğal olarak önceden karar vermeksizin ortaya çıkması.
Bunların kullanım amacı araştırma, harita çıkartma, bir evin zeminini
temizleme, bilinmeyen bir gezegeni keşfetme ya da bir mayın alanını
temizleme olabilir. 92
Bu örneklerde de görüldüğü gibi günümüzde, karıncaların
sosyal yaşamları pek çok projenin temelini oluşturmakta ve karıncalar
örnek alınarak gerçekleştirilen robot teknolojileri insanlara faydalar
sağlamaktadır. İşte bu nedenle Hz. Süleyman kıssasında karıncalara
ve bunların bulunduğu vadiye dikkat çekilmesi son derece önemlidir.
Ayetlerde geçen "karıncalar" ifadesiyle, robotlardan oluşan bir
orduya işaret ediliyor olabilir. Ayetlerde ayrıca gelecekte robot
teknolojisinde yaşanacak olan gelişmelere, robotların insan yaşamında
önemli bir rol alacaklarına, pek çok ağır işi insanların yerine
yapıp onların hayatlarını daha konforlu hale getireceklerine de
işaret ediliyor olabilir. Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir. |