| EVRENİN YARATILIŞI
O, göklerin ve yerin yaratacısıdır.
(Şuara Suresi, 11)
GİRİŞ:
MATERYALİZMİN BİLİMSEL ÇÖKÜŞÜ
Materyalizmin, bilimsel bir düşünce
olduğunu artık kimse daha fazla iddia edemez.
Arthur Koestler, ünlü düşünür. .1
İçinde yaşadığımız uçsuz bucaksız evren nasıl var
oldu?
Bu evrendeki denge, ahenk ve düzen nasıl ortaya
çıktı?
Üzerinde yaşadığımız dünya, nasıl bizim yaşamımız
için bu denli uygun bir barınak olabildi?
İşte bu sorular, tarihin başından bu yana insanların
ilgisini çekmiştir. Akıl ve sağduyu ile bu soruları inceleyen bilim
adamlarının ya da düşünürlerin vardıkları sonuç ise hep şu olmuştur:
Evrendeki bu düzen ve tasarım, tüm evrene hakim olan üstün bir Yaratıcı'nın
varlığının ispatıdır.
Akıl yoluyla ulaşabildiğimiz bu sonuç, doğrunun
ta kendisidir. Allah, insanlara yol gösterici olarak 14 asır önce
vahyetmiş olduğu Kuran'da, bu gerçeği insanlara bildirir. Evreni
yoktan yarattığını ve belirli bir amaca göre düzenlediğini, evrendeki
tüm sistem ve dengeleri insan yaşamı için var ettiğini haber verir.
Allah bir ayetinde insanı bu gerçek üzerinde düşünmeye
şöyle çağırmaktadır:
Yaratmak bakımından siz mi daha güçsünüz
yoksa gök mü? (Allah) Onu bina etti. Boyunu yükseltti, ona belli
bir düzen verdi.Gecesini kararttı, kuşluğunu açığa-çıkardı. Bundan
sonra yeryüzünü serip döşedi. (Naziat Suresi, 27-30)
Yine Kuran'da bildirildiğine göre, insan, evrendeki
tüm sistem ve dengelerin kendisi için Allah tarafından yaratıldığını
fark etmeli, bu gerçek üzerinde düşünmeli ve ders almalıdır:
Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin
emrinize verdi; yıldızlar da O'nun emriyle emre hazır kılınmıştır.
Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için ayetler vardır.
(Nahl Suresi, 12)
Kuran'daki bir diğer ayette ise şöyle denmektedir:
(Allah) Geceyi gündüze bağlayıp-katar,
gündüzü de geceye bağlayıp-katar; güneşi ve ayı emre amade kılmıştır,
her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedir. İşte bunları
(yaratıp düzene koyan) Allah sizin Rabbiniz'dir; mülk O'nundur.
O'ndan başka taptıklarınız ise, 'bir çekirdeğin incecik zarına'
bile malik olamazlar. (Fatır Suresi, 13)
Kuran'ın haber verdiği bu gerçek, modern astronominin
kurucusu olan pek çok saygın bilimadamı tarafından da kabul edilmiştir.
Galilei, Kepler, Newton gibi isimler, evrenin yapısını, Güneş Sistemi'nin
tasarımını, fiziğin kanun ve dengelerini keşfettikçe, tüm bunların
Allah tarafından yaratıldığını anlamışlardır.
MATERYALİZM: 19. YÜZYIL YANILGISI
Buraya kadar açıkladığımız yaratılış gerçeği, tarihin
eski çağlarından beridir, bir felsefi görüş tarafından reddedilir.
Bu felsefenin adı materyalizmdir, yani maddecilik. İlk olarak Eski
Yunan'da ortaya çıkan, sonra da farklı bazı kültürler ya da kişiler
tarafından zaman zaman savunulan bu felsefe, maddenin sonsuzdan
beri var olduğunu savunur. Dolayısıyla evrenin de sonsuzdan beri
geldiğini, yani Allah tarafından yaratılmadığını iddia eder.
Materyalistler, evrenin sonsuzdan beri var olduğunu
savundukları gibi, evrende bir amaç ve tasarım olmadığını da iddia
ederler. Evrendeki tüm denge, ahenk ve uyumun sadece tesadüflerin
bir eseri olduğunu öne sürerler. Bu "tesadüf" iddiası, daha sonra
canlıların nasıl ortaya çıktığı sorusu karşısında da kullanılmıştır.
Evrim teorisi ya da Darwinizm olarak bilinen iddia, işte materyalizmin
bu şekilde doğaya uyarlanmasından ibarettir.
Modern bilimin kurucularının evrenin Allah tarafından
yaratıldığına ve düzenlendiğine iman eden kişiler olduğunu belirtmiştik.
Ancak 19. yüzyılda bilim dünyasının bu yapısında bir değişim olmuştur.
Materyalizm, birtakım çevreler tarafından kasıtlı olarak bilim dünyasının
gündemine getirilmiştir. 19. yüzyıldaki siyasi ve sosyal birtakım
şartlar materyalizme destek sağladığı için, bu felsefe bilim dünyasında
da yaygın bir kabul görmeye başlamıştır.
Ancak bilimsel bulgular, söz konusu materyalizm
yanılgısının ne kadar gerçek dışı olduğunu bugün ortaya çıkarmış
bulunmaktadır.
20. YÜZYIL BİLİMİNİN SONUÇLARI
Materyalizmin evren hakkında az önce belirttiğimiz
iki iddiasını hatırlayalım:
Evrenin sonsuzdan beri geldiği, yani yaratılmadığı
iddiası.Evrende hiçbir tasarım, plan, amaç olmadığı, her şeyin tesadüf
ürünü olduğu iddiası.
Bilim, materyalist
felsefeyi geçersiz kılarken, evrenin Allah tarafından
yaratıldığı gerçeğini de ispatlamaktadır. Ünlü Newsweek
dergisi 27 Temmuz 1998 sayısında bu konuyu “Bilim
Allah’ı Buluyor” başlığıyla kapak yapmıştı. |
İşte 19. yüzyıl materyalistlerinin, o dönemin ilkel
bilim düzeyi içinde büyük hararetle savundukları bu iki iddia da,
20. yüzyıldaki bilimsel bulgular tarafından yıkılmıştır.
Önce, evrenin sonsuzdan beri geldiği iddiası tarihe
karışmıştır. 1920'li yıllardan itibaren evrenin yapısı hakkında
elde edilen bilgiler, evrenin belirli bir zaman önce bir "Büyük
Patlama" (Big Bang) ile yoktan var hale geldiğini ispatlamıştır.
Yani evren sonsuz değildir, Allah tarafından yoktan yaratılmıştır.
20. yüzyıl biliminin çökerttiği ikinci iddia ise,
"tesadüf" iddiasıdır. 1960'lı yıllardan itibaren yapılan araştırmalar,
evrendeki tüm fiziksel dengelerin insan yaşamı için çok hassas bir
biçimde ayarlandığını ortaya koymaktadır. Araştırmalar derinleştirildikçe,
evrendeki fizik, kimya ve biyoloji kanunlarının, yerçekimi, elektromanyetizma
gibi temel kuvvetlerin, atomların ve elementlerin yapılarının tümünün,
insanın yaşamı için tam olmaları gereken şekilde düzenlendikleri
birer birer bulunmuştur. Batılı bilim adamları bugün bu olağanüstü
tasarıma "İnsani İlke" (Anthropic Principle) adını vermektedirler.
Yani evrendeki her ayrıntı, insan yaşamını gözeten bir amaçla tasarlanmıştır.
Kısacası günümüzde materyalizm bilimsel olarak
çökertilmiş durumdadır. 19. yüzyılda bilimsellik adına ortaya çıkmış,
ama kısa zamanda büyük bir hezimete uğramıştır.
Böyle olması da doğaldır. Çünkü, Allah'ın "Biz
gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl olarak
yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır" ifadesiyle belirttiği
gibi (Sad Suresi, 27), evrenin "batıl", yani boşu boşuna ve amaçsız
olarak yaratıldığı düşüncesi, gerçek dışı bir zandan ibarettir.
Bu zanna dayanan her türlü iddianın ise gerçekler karşısında iflas
etmesi kaçınılmazdır.
Bu kitapta bu gerçeklerin delillerini birlikte
inceleyeceğiz. Materyalizmin bilim karşısındaki çöküşünü görecek
ve evrenin Allah tarafından ne kadar üstün ve kusursuz bir yaratılışla
yaratıldığına şahit olacağız.

1 Arthur
Koestler, Janus: A Summing Up, New York: Vintage Books, 1978, s.
250. |